Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Cumhuriyet Üniversitesi

3 ay önce
45 izlenme
Favorilerime Ekle
Favorilerimden Çıkar
Lütfen bekleyiniz...
Geniş Ekran Dar Ekran

Çeşitli dönemlerde Sebaste, Sipas, Megalopolis, Kabira, Diaspolis, Talaurs gibi isimlerle anılan Sivas, Anadolu’nun en eski ve önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Yörede ilk yerleşim Neolitik Çağ’a (M.Ö. 8000-5500) kadar uzanmaktadır. 4 Eylül 1919’da Sivas İdadisi/Sultanisi’nde yapılan Sivas Kongresi’nde alınan kararlarla cumhuriyetin temelleri burada atılmıştır. Sivas tarih boyunca Hitit, Kimmer, İskit, Med, Pers, Roma, Selçuklu, İlhanlı,Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Şehrin mimari tarzı Selçuklu döneminin birçok özelliğini taşımaktadır. Taş işçiliği ve süslemeleriyle şaheser niteliğindeki medreseler günümüze dek dimdik ayakta kalarak şehrin karakterini yansıtmaktadır.

Sivas
Sivas
Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa tarafından 1884 yılında yaptırılmıştır.50 metre uzunluğunda ve 20 metre genişliğindeki iki katlı bina me taşlardan inşa edilmiştir. Güzel bir taş işçiliğiyle yapılan binanın ön ve arka girişleri, ikişer sütunlu destekli büyük kapılardan oluşmaktadır. Vali Muammer Bey zamanında (1913-1917) binaya 3. kat ilave edilmiştir. 1978 yılında üçüncü kat tamamen yanmış, birinci ve ikinci katın sadece dış duvarları kalmıştır.Geniş çaplı bir onarımdan geçen bina, 1982 yılında eski görünümüne yeniden kavuşturularak, Hükûmet Konağı olarak hizmete açılmıştır.
Gök Medrese, Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından 1271 yılında Mimar Kalûyân el-Konevi’ye yaptırılmıştır. Medrese Sivas merkezdedir. Açık avlulu, iki katlı, dört eyvanlı plan şemalıdır. Giriş eyvanının sağındaki mescidin ve iki yan eyvanın ruze renkli çinileri bu medreseye Gök Medrese adını verdirecek kadar etkili olmuştur.Selçuklu sanatının en seçkin en abidevi anıtlarından biri olan Gök Medrese, süsleme sanatı ile mimarinin birbiriyle bütünleştiği nadide eserlerimizdendir.
Gökpınar Gölü, Gürün’ün Yelken ve Karahisar köyleri sınırları içerisinde bulunan Gökpınar Gölü ve kuzey batısındaki Suğul Vadisi, Türkiye’nin sayılı doğal güzelliklerinden birisidir. Gölün suyu tatlı, berrak ve temizdir. Öyle ki bazı kısımların derinliği 17 – 20 metreyi bulduğu halde içine atılan küçük bir cismin tabana kadar çöküşü ve tabandaki duruşu, net olarak izlenebilmektedir. Yaslandığı kayaların dibinden ve yer yer tabandan kaynayan göl, iki parçadan oluşmaktadır. Küçük Göl adı verilen gölden çıkan suda alabalık üretimi yapılmaktadır. Büyük Göl ise turistik amaçlarla ziyaret edilen mesire alanı konumundadır
Âşık Veysel, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla İlçesinin Sivrialan Köyü’nde dünyaya geldi. Yedi yaşına geldiğinde Sivas’ta çiçek hastalığı salgını ortaya çıktı. Âşık Veysel de çiçek hastalığına yakalandı ve so lgözünü kaybetti. Bundan kısa bir süre sonra diğer gözünü de kaybeti. İki gözünü de kaybeden Âşık Veysel büyük bir istekle dinlerdi babasını.Bu isteğini gören babası bir gün elinde sazla yanına geldi ve ona verdi. Ona saz çalmayı Çamşıhlı Ali Ağa öğretti. Âşık Veysel, 25 yaşına geldiğinde Esma adında bir kızla evlendi. Âşık Veysel’deki cevheri ilk görenlerden biri Ahmet Kutsi Tecer’di. Ahmet Kutsi Tecer, Âşık Veysel’in şiirlerinin tanınmasında büyük katkı vermişti. Bir dönem Köy Enstitüleri’nde öğretmenlik yaptı. 1965 yılında TBMM, “Ana dilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü” özel bir kanun çıkartarak maaş bağladı.21 Mart 1973 günü Sivrialan’da hayata gözlerini yumdu.
Facebook Yorum